19 Ocak 2026 - Pazartesi

Mükemmel Değil, Sahici Olmak

81 Düzce Haber köşe yazarı Tarık Şahin'in "Mükemmel Değil, Sahici Olmak" başlıklı köşe yazısı yayımlandı.

Yazar - Tarık Şahin
Okuma Süresi: 6 dk.
Tarık Şahin

Tarık Şahin

-
Google News

Değerli 81 Haber Düzce okurları, bu hafta köşemizde hayatın koşturmacası içinde unuttuğumuz, üzerine toz kondurduğumuz o en kıymetli hazineyi; "Samimiyeti" masaya yatırıyoruz.

Her şeyin mükemmel göründüğü dijital vitrinlerden, "iyiyim" deyip geçtiğimiz o ruhsuz cevaplardan yorulmadık mı? Bu haftaki yazımızda;

  • Neden mükemmel görünmek yerine "sahici" olmaya ihtiyacımız var?
  • Samimiyet bir zayıflık mı, yoksa en büyük cesaret mi?
  • İlişkilerimizi vitrinlerden çıkarıp, mutfağın o sıcak samimiyetine nasıl taşırız?

Maskelerin ağırlığından kurtulup, insanın insanla kurduğu o en saf bağa yolculuk yapmak için bu haftaki köşe yazımıza davetlisiniz.

Unutmayın; dünya mükemmel insanlardan yoruldu, artık sadece sahici kalplere ihtiyacı var.

Gelin, bu hafta samimiyeti birlikte yeniden keşfedelim.

 

Bugünlerde hepimiz görünmez bir yarışın içindeyiz. En iyi tatili biz yapmalı, en mutlu aile pozunu biz vermeli, en sarsılmaz duruşu biz sergilemeliyiz. Kusursuzluğun bir zorunluluk gibi dayatıldığı bu modern panayırda, yanıldığımız çok temel bir nokta var: İnsanlar birbirlerinin mükemmelliğine hayran kalabilirler, ancak sadece zaaflarına ve sahiciliklerine sıkıca tutunurlar. Çünkü hayranlık mesafe yaratır, samimiyet ise köprü kurar.

İlahi Bir Ölçü: Kalbin İhlası

Samimiyet, bizim inanç dünyamızda "İhlas" kelimesiyle hayat bulur. Kur'an-ı Kerim’de Rabbimiz, "Şüphesiz biz sana Kitab’ı hak gerçekle indirdik; öyleyse sen de dini Allah’a has kılarak (ihlasla) O’na kulluk et" (Zümer, 2) buyurarak, her işin özünde gösterişten uzak bir niyetin olması gerektiğini hatırlatır. İnsan ilişkilerinde samimiyet de böyledir; bir davranışı çıkar için değil, sadece "hak" olduğu için yapmaktır. Yine Tevbe Suresi 119. ayetteki "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla (sadıklarla) beraber olun" emri, bizi sahici ve özü sözü bir olanların safına davet eder.

Edebiyatın Penceresinden Sahicilik

Dünya edebiyatının dev isimleri de insan ruhundaki bu safiyet arayışını sıkça işlemiştir. Fransız yazar Albert Camus, "Yanımdan yürümeye çalışma, seni yönlendiremeyebilirim. Arkamdan yürüme, seni takip edemeyebilirim. Sadece yanımda yürü ve arkadaşım ol" derken, hiyerarşiden arınmış, maskesiz bir beraberliği kasteder.

Rus edebiyatının usta kalemi Dostoyevski ise insanın kendine karşı dürüstlüğünü samimiyetin temeli sayar ve "Dünyada samimiyetten daha zor, dalkavukluktan daha kolay bir şey yoktur" diyerek, sahici kalabilmenin aslında ne kadar büyük bir cesaret işi olduğunu vurgular. Küçük Prens'in yazarı Antoine de Saint-Exupéry’nin o ölümsüz cümlesi ise her şeyi özetler: "İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Vitrinlerden Mutfağa Geçmek

"Başkalarına sunduğumuz hayatlarımız, yaşadığımız hayattan daha 'tıklanabilir' hale geldi."

Oysa samimiyet, evin en düzenli odası olan o soğuk salonda değil; o dağınık, dumanı tüten ve sıcak kokuların birbirine karıştığı mutfağında gizlidir. Sevgili Peygamberimiz (sav), "Din samimiyettir" buyurarak, müminler arasındaki bağın temel taşını koymuştur. İnsan, Yaradan’ına karşı ne kadar şeffaf ise, kuluna karşı da o derece sahici olur. Çünkü kalbinde "hesap" olanın, dilinde "hasret" olmaz.

Savunmasızlığın Gücü

Sahici olmaktan korkuyoruz çünkü savunmasız kalacağımızı sanıyoruz. Oysa samimiyet, gardını indirme sanatıdır. "Sana ihtiyacım var", "Bunu bilmiyorum" ya da "Bu durum beni kırdı" diyebilmek, bir zayıflık göstergesi değil, aksine muazzam bir içsel güçtür. Sahte bir mükemmellikle kazanılan takdir sadece egoyu besler; ancak samimi bir eksiklikle kurulan bağ, ruhu iyileştirir. Birincisi bir alkıştır, ikincisi ise bir kucaklaşma.

Sonuç Yerine: Bir Dürüstlük Deneyi

Belki de bu hafta hem kendimize hem de çevremize bir dürüstlük borçluyuz. "Nasılsın?" sorusuna otomatik bir "İyiyim" demek yerine; eğer gerçekten yorgunsak "Biraz yorgunum" diyebilme dürüstlüğünü göstermeliyiz. Mükemmel cümlelerle bir imaj inşa etmek yerine, kalbimizden geçen o en yalın kelimeyi seçmeliyiz.

Çünkü dünya, birbirine üstünlük taslayan "mükemmellerden" yoruldu. Artık sadece olduğu gibi duran, olduğu gibi bakan ve hatasıyla, sevabıyla "buradayım" diyen sahici insanlara ihtiyacımız var. Unutmayalım; kalpten çıkan söz kalbe ulaşır, dilden çıkan ise kulaktan öteye gidemez.

 

Bu hafta "samimiyeti" konuştuk; maskelerimizi indirip kalbimizle bakmaya niyet ettik. Peki, bu sahiciliği en yakınımızdakilerle, yani sadece bir duvar ötemizdekilerle ne kadar paylaşıyoruz?

 

 

 

 

Önümüzdeki hafta 81 Haber Düzce'de:

  • "Ev alma komşu al" sözü sadece eski bir hatıra mı kaldı?
  • Modern apartmanların "selamsız" koridorlarında neyi kaybettik?
  • Bir fincan kahvenin hatırından, birbirimize duyduğumuz güvene; komşuluk hukukunu yeniden nasıl canlandırabiliriz?

"Komşusu açken tok yatan bizden değildir" düsturundan, "asansörde kafasını çeviren" modern insana nasıl dönüştüğümüzü ve bu gidişatı nasıl değiştirebileceğimizi konuşacağız.

Haftaya, kapı eşiklerinde başlayan o eşsiz güven bağını, "Komşuluk" yazımızda birlikte aralayalım.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.