27 Şubat 2026 - Cuma
Paylaşmak – Aynı Sofrada Çoğalmak
81 Düzce Haber köşe yazarı Tarık Şahin Paylaşmak – Aynı Sofrada Çoğalmak başlıklı yazını yayımladı.
Yazar - Tarık Şahin
Okuma Süresi: 2 dk.

Tarık Şahin
-
Ramazan’ın ikinci haftası…
Sofralar kuruluyor, hurmalar diziliyor, çorbalar kaynıyor.
Ama bu hafta sadece yemek değil, kalpler de paylaşılıyor.
Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe (birr’e) erişemezsiniz.”
(Âl-i İmrân, 3/92)
Paylaşmak, artandan vermek değildir; sevdiğinden verebilmektir.
İşte Ramazan, bunu öğretir insana.
Bir başka ayette ise infak edenlerin hâli şöyle anlatılır:
“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren bir tohum gibidir; her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat verir.”
(Bakara, 2/261)
Bereketin matematiği farklıdır.
Bir hurma ikiye bölünür ama sevap bölünmez, çoğalır.
Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”
(Hadis-i Şerif)
Bu söz, Ramazan sofralarının en ağır cümlesidir.
Çünkü paylaşmak sadece fazlayı vermek değil; başkasının hâlini kendi hâlin bilmektir.
Bir kıssa anlatılır:
Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Fâtıma (r.a.), ellerindeki azıcık yiyeceği üç gün üst üste kapılarına gelen muhtaçlara verirler. Kendileri aç kalır ama ayet iner:
“Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.”
(İnsan, 76/8)
İşte paylaşmanın zirvesi budur:
İhtiyacın varken verebilmek.
Ramazan’da kapılar daha sık çalınır.
Bir tabak yemek komşuya gider.
Bir yardım zarfı sessizce bırakılır.
Bir davet cümlesi kurulur: “İftara bekleriz.”
Paylaşmak sadece mal ile olmaz.
Zaman paylaşılır.
Dert dinlenir.
Bir yalnızın kapısı çalınır.
Bir yetimin başı okşanır.
Efendimiz ﷺ buyurur ki:
“Sadaka malı eksiltmez.”
(Müslim, Birr 69)
Belki cebimizden azalır ama kalbimizden artar.
Belki soframız küçülür gibi olur ama bereket genişler.
Ramazan’ın ikinci haftası bize şunu hatırlatır:
Aynı sofrada oturmasak da aynı rahmetin içindeyiz.
Paylaşmak, insanı insan yapan köprüdür.
Bir lokma, bir selam, bir davet…
Hepsi aynı kapıya çıkar: Rahmete.
Ve belki de en büyük soru şudur:
Ramazan bitince de kapımızı açık tutabilecek miyiz?
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları