Bir Nesil Nereye Gidiyor?
81 Düzce Haber köşe yazarı Kadir Gülbay "Bir Nesil Nereye Gidiyor?" başlıklı yeni yazısını yayımladı.

Kadir Gülbay
-Eskiden mahallede biri yanlış yaptığında sadece annesi babası değil, bütün sokak utanırdı. Şimdi bakıyorsun, çocuk hata yapıyor; anne “benim çocuğum yapmaz”, baba “gençlik işte” diyor, konu kapanıyor. Ama mesele kapanmıyor… İçten içe büyüyor, çoğalıyor, sonra da “bu gençlik neden böyle?” diye hep birlikte hayıflanıyoruz.
Son zamanlarda sıkça duyuyoruz, “Diziler yüzünden böyle oldular”, “oyunlar çocukları bozdu”, “devlet yeterince ceza vermiyor.” Evet, belki hepsinin bir payı vardır. Kimse inkar edemez. Ama insanın aklına şu soru da gelmiyor mu Biz ne yaptık?
Bir çocuk ilk saygıyı televizyondan mı öğrenir, yoksa evde babasının annesine konuşma şeklinden mi?
İlk öfkeyi oyundan mı alır, yoksa evde gördüğü bağırışlardan mı?
Halkın ağzıyla söyleyelim “Çocuk evde ne görürse onu yapar.”
Bu söz boşuna söylenmemiş.
Bugün bir genç büyüklerine ters cevap veriyorsa, belki yıllarca “sus, konuşma!” diye susturulmuş bir çocuğun birikmiş sesidir o.
Bugün bir genç öfkesini şiddetle gösteriyorsa, belki yıllarca sevgi yerine korkuyla büyütülmüş bir kalbin çırpınışıdır.
Ama biz ne yapıyoruz? Suçu hemen dışarıda arıyoruz.
“Dizi kötü”, “oyun zararlı”, “cezalar yetersiz”…
Peki aynaya bakmak? Orası hep pas geçiliyor.
Kimse çocuğunun karşısına geçip sormuyor
“Ben sana sevgiyi öğretebildim mi?”
“Ben sana saygıyı yaşayarak gösterebildim mi?”
“Ben seni gerçekten dinledim mi?”
Bir çocuğun suça karışması sadece bir “olay” değildir. O, yılların ihmali, eksikliği, belki de sevgisizliğinin sonucudur. Elbette devletin görevi var, elbette caydırıcı cezalar olmalı. Ama bir çocuk o noktaya gelene kadar kaç akşam sofrada sessizce oturdu, kaç gece anlaşılmadan uyudu, kaç kez “beni de gör” diye içinden bağırdı, bunu kim hesaplıyor?
Eskiler derdi ki: “Ağaç yaşken eğilir.”
Ama biz şimdi ağacı sulamadan büyütüp, eğrilince baltayı arıyoruz.
Gençlere kızıyoruz, kızmak kolay.
Ama bir nesli yetiştirmek sabır ister, emek ister, vicdan ister.
Telefonu eline verip susturduğumuz çocuk, bir gün gerçekten susmamaya başladığında şaşırmamak gerekir.
Belki de mesele şu kadar basit;
Çocuklar kötü olmadı…
Biz, onları yeterince iyi yetiştiremedik.
Ve en acısı ne biliyor musunuz?
Herkes konuşuyor…
Ama kimse gerçekten sorumluluk almıyor.
O yüzden bugün bir genci yargılamadan önce, herkesin kendi kapısının önünü süpürmesi gerekiyor.
Çünkü toplum dediğimiz şey, tek tek ailelerin aynasıdır.
Ayna kırık değil aslında…
Sadece bakmaya cesaret eden az.