16 Nisan 2026 - Perşembe

AFFET BİZİ HOCAM

81 Düzce Haber Köşe Yazarım Kadir Gülbay " AFFET BİZİ HOCAM" başlıklı yeni köşe yazısını yayımladı.

Yazar - Kadir Gülbay
Okuma Süresi: 5 dk.
Kadir Gülbay

Kadir Gülbay

-
Google News
Biz 80’lerde öğrencilik yaptık. Okul dediğin yer ciddiyetti, disiplinliydi, ağırlığı vardı. Öğretmen dediğin de öyle sıradan biri değildi; yarı anneydi, yarı babaydı. Hatta çoğu zaman ikisinden de üstündü. Öğretmeni uzaktan görsek kendimize çeki düzen verirdik. Önümüzü iliklerdik. Yanından geçerken başımız öne eğilirdi, sesimiz kısılırdı. Şimdi bakıyorsun, çocuk öğretmene “kanka” muamelesi yapıyor. Nereden nereye… Biz öğretmenden dayak yerdik. Evet, yanlış doğru tartışılır ama gerçek buydu. Eve giderdik, bir de anne babadan yerdik. “Sen ne yaptın da öğretmeni kızdırdın?” derlerdi. Şimdi öyle mi? Öğretmen çocuğa sesini yükseltse veli okulu basıyor. “Sen kimsin benim çocuğuma bağırıyorsun?” diyor. Biz derste can kulağıyla dinlerdik. Teneffüslerde öğretmenin yanına gidip iki laf edebilmek için fırsat kollardık. Onunla konuşmak bile ayrıcalıktı. Şimdi çocuk derste telefonla oynuyor, öğretmen bir şey dese “şikayet ederim” tehdidi savuruyor. Anne babamızın karşısında car car konuşurduk belki ama öğretmenin karşısında esas duruşta beklerdik. Çünkü okulun bir ağırlığı vardı. Bir düzeni vardı. Şimdi o düzenin yerinde yeller esiyor. Peki ne oldu? Cevap aslında çok basit: sistem öğretmeni etkisiz hale getirdi. Öğretmen ne yapamaz oldu? Kızamaz Bağıramaz Ceza veremez Disiplin uygulayamaz Hatta ödev bile verince tartışma çıkıyor E peki soralım: “Ağaç yaşken eğilir” diyorsak, bu çocukları kim eğecek? Sınıfta disiplin yok, okulda otorite yok, öğretmenin elinde hiçbir yaptırım yok. Böyle bir ortamda gençlerin o “aşırı özgürlük” dediğimiz tavrını kim frenleyecek? Bugün geldiğimiz noktada sorun sadece çocuklar değil. Veli çocuğunu kutsallaştırıyor Sistem öğretmeni yalnız bırakıyor Okul ciddiyetini kaybediyor Hepsi birleşince ortaya bu tablo çıkıyor. Hatırlıyorum… Sabahın ayazında sıraya dizilirdik. Andımızı okurken bile bir ciddiyet hissederdik. Okulun havası başkaydı. İçeri girerken bile bir disiplin vardı. Erkeklerin saç biraz uzasa öğretmen tutar, “Git kes öyle gel” derdi. Şimdi dene bakalım bunu… Velisi ertesi gün kapıda: “Sen kimsin benim çocuğuma karışıyorsun?” İşin acı tarafı ne biliyor musun? Öğretmen artık korkuyor. Öğrenciden korkuyor. Veliden korkuyor. Şikayetten korkuyor. Korkan öğretmenden ne çıkar? Saygı görmeyen öğretmenden ne çıkar? Okul dediğin yer sadece bilgi verilen yer değildir. Aynı zamanda terbiye verilen yerdir. Ama terbiyenin olmadığı yerde eğitim de olmaz. Bugün yaşanan o korkunç olaylar, o akıl almaz şiddet… Bunlar gökten zembille inmedi. Bu işin temeli yıllar önce atıldı. Disiplin gevşetildi, otorite yok edildi, öğretmen yalnız bırakıldı. Sonra da “Gençler neden böyle oldu?” diye soruyoruz. Kusura bakmayın ama çocukları başıboş bırakırsanız, sonucu da böyle ağır olur. Özgürlük başka şeydir, başıboşluk başka. Biz dengeyi kaybettik. Ve en kötüsü şu: Okul artık eskisi gibi saygı duyulan bir yer değil. Kız öğrencilerin makyajına karışıp o gün öğrenciyi okula almayan sistem silahlı öğrencinin okula girmesini engelleyemedi... SİSTEM ÇOCUĞU TAŞIYAMAYACAĞI YÜKÜN ALTINA SOKTU Bugün çocukların omzuna öyle bir yük bindirildi ki… Sürekli değişen sınav sistemleri, bir yap-boz tahtasına dönen eğitim modeli… Bir bakıyorsun sınav sistemi değişmiş. Bir bakıyorsun müfredat değişmiş. Bir bakıyorsun ders sayısı artmış. Çocuk neye hazırlanacağını bilmiyor. Daha ergenliğini bile yaşayamadan yarış atına çevrildi bu çocuklar. Sabah okul, akşam kurs, gece test… Peki soran var mı: Bu çocuk ne hissediyor? Bu yükü kaldırabiliyor mu? Yok. Çocuğun psikolojisi hiçe sayıldı. Kaygı, stres, baskı… Hepsi birikti. Sonra da “Bu gençler neden patlıyor?” diye soruyoruz. OKULLARIN HALİ ORTADA Bugün birçok okulda bırakın eğitimi, temel şartlar bile eksik. Temizlik görevlisi yok Sınıflar kalabalık Rehberlik hizmeti yetersiz Güvenlik zayıf Devlet bazı okullara temizlik görevlisi bile vermekte zorlanıyor. Veliden para toplanarak okul temizlenmeye çalışılıyor. Bir yerde düzen yoksa, orada disiplin de olmaz. VE SONUÇ… Son günlerde yaşanan o korkunç olaylar… Çocukların çocukları öldürdüğü o karanlık tablo… Bunlar bir anda olmadı. Bu, yılların birikimi. Disiplin yok edildi. Eğitim sistemi oyuncak oldu. Çocuk yalnız bırakıldı. Öğretmen yalnız bırakıldı. Sonra da sonuç geldi. BURADAN AÇIKÇA SÖYLÜYORUM Bu yaşananlar sıradan olaylar değildir. Bu, toplumun can damarına saplanan bir hançerdir. Bu ülke bu acıyı ciddiye almak zorunda. En azından yapılması gereken ilk şey: Milli yas ilan edilmelidir. Çünkü bu sadece birkaç ailenin değil, hepimizin acısıdır. Özgürlük başka şeydir, başıboşluk başka. Biz o çizgiyi kaybettik. Ve en kötüsü şu: Okul artık eskisi gibi saygı duyulan bir yer değil. İşte bütün mesele bu.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.