05 Eylül 2026 - Cumartesi

HAYVAN GİBİ YAŞA!

81 Düzce Haber köşe yazarı Kadir Gülbay'ın HAYVAN GİBİ YAŞA! başlıklı yeni yazısını yayımladı.

Yazar - Kadir Gülbay
Okuma Süresi: 6 dk.
Kadir Gülbay

Kadir Gülbay

-
Google News

Geçenlerde birinin ağzından yine o meşhur lafı duydum

“Hayvan gibi yaşıyorlar!”

Bir düşündüm.

Sonra bir daha düşündüm.

Dedim ki kendi kendime;

Keşke!

Vallahi keşke biraz hayvan gibi yaşayabilsek.

Çünkü bizim memlekette “hayvan” sözü hakaret diye kullanılıyor ama hayvanların siciline bakınca insanın kendi sicilini saklayası geliyor.

Mesela hiç gördünüz mü bir kedinin çekirdek yiyip kabuğunu kaldırıma attığını?

Göremezsiniz.

Kedi çekirdek yemez demeyin, mevzu çekirdek değil.

Mevzu terbiye.

Köpek su içer, kabını yolun ortasına fırlatmaz.

Kuş karnını doyurur, poşetini ağacın dalına asmaz.

At yürür, yere tükürmez.

İnek geviş getirir ama komşusunun arkasından konuşmaz.

Biz?

Biz hem yiyoruz hem içiyoruz hem kirletiyoruz, sonra da dönüp,

“Bu memleket niye böyle?” diyoruz.

Vallahi memleketin dili olsa cevabı hazır

Sen öyle olduğun için.

Hayvan gibi yaşamak kötüymüş...

Öyle mi?

Hayvan rüşvet almaz.

Tilki kurnazdır deriz ama bugüne kadar hangi tilkinin belediyede ihale ayarladığı görülmüş?

Çakal deriz mesela.

“Adam tam çakal!”

Zavallı çakalın haberi yok. Dağda kendi ekmeğinin derdinde. Ne sahte fatura kesmiş, ne torpil istemiş, ne de dayısının oğlunu işe sokmuş.

Yılan deriz.

“Yılanın teki!”

Yılan bile ihtiyacı olmadığı zaman saldırmaz. Bizimki sabah kalkıyor, daha kahvaltıyı yapmadan kimin kuyusunu kazacağını düşünüyor.

Sonra yılana ayıp oluyor.

Bir de “itlik” deriz.

Köpeğin yaptığına bakıyorsun; sahibine sadık, mahallesini koruyor, bir tas su vereni yıllarca unutmuyor.

İnsanın yaptığına bakıyorsun; kırk yıllık arkadaşını üç kuruşa satıyor.

Sonra buna “itlik” diyoruz.

İte niye hakaret ediyorsun kardeşim?

Adamın yaptığı düpedüz insanlık!

Yanlış anlaşılmasın...

Kelimenin sözlük anlamındaki insanlıktan bahsetmiyorum.

Bizim geliştirdiğimiz yeni modelden bahsediyorum.

Dedikodulu.

Fesatlıklı.

Torpilli.

Gürültülü.

Çöplü.

Bol yalanlı.

Üstelik sürekli güncelleme geliyor.

Hayvan dedikodu da yapmaz.

Hiç iki koyunun ağacın altında oturup

“Şu karşı sürüdeki var ya... Onun kızı geçen gün kimle geziyormuş biliyor musun?”

dediğini duydunuz mu?

Duyamazsınız.

Bizdeyse daha adam eve varmadan mahallede özeti çıkar.

Kim geldi, kim gitti, ne aldı, ne sattı, maaşı ne kadar, karısıyla niye tartıştı...

Bir tek e-Devlet şifresi eksik.

Sonra sorarsın:

“Sana ne?”

Cevap hazır:

“Yok canım, meraktan değil... Öylesine sordum.”

Tabii.

Biz de yedik.

Hayvan kin tutmaz.

Köpeğe bugün kızarsın, yarın kuyruğunu sallayarak gelir.

Bizim insan?

2007 yılında düğünde kendisine “Hoş geldin” denmemiş.

2026 olmuş.

Hala anlatıyor

“Ben onların ne olduğunu o gün anladım.”

Ulan köpek olsan çoktan unutmuştun.

Hayvan gösteriş de yapmaz.

Tavus kuşunu ayrı tutalım, onun işi o.:)

Ama hiçbir serçe, başka serçeyi kıskandırmak için gagasına aldığı ekmeğin fotoğrafını çekip

Bugün de kendimizi şımarttık.

diye paylaşmaz.

Hiçbir inek yanındaki ineğe dönüp

“Bu boynuzların yeni mi? Kaça aldın?”

demez.

Hiçbir keçi öbür keçiyi süzüp

“Bunun tüyleri kesin yaptırma.”

diye fısıldamaz.

Biz yaparız.

Çünkü biz insanız.

Bizim medeniyetimiz var.

Diplomamız var.

Telefonumuz var.

İnternetimiz var.

Navigasyonumuz var.

Yapay zekamız var.

Bir tek bazen aklımızı nerede bıraktığımızı bulamıyoruz.

Hayvan cinayet işlemez mi?

Öldürür.

Ama karnını doyurmak için öldürür, yavrusunu korumak için saldırır, doğasının gereğini yapar.

Gazetede hiç şöyle bir haber gördünüz mü?

“Kurt, eski sevgilisini kıskançlık bahanesiyle öldürdü.”

Yok.

“Horoz, arazi anlaşmazlığı yüzünden komşusunu vurdu.”

Yok.

“Ayı, trafikte yol verme tartışmasında dehşet saçtı.”

O da yok.

Bunların hepsi bize ait.

Markası biziz.

Sonra vahşi olan hayvan.

Öyle mi?

Ormana bakıyorsun; aslan tokken ceylan yanından geçiyor.

Şehre bakıyorsun; adamın zaten üç evi var, dördüncüsü için kardeşiyle mahkemelik.

Hangisi vahşi şimdi?

Hayvan doğayı da kirletmez.

Denizi balık kirletmedi.

Ormanı ayı çöple doldurmadı.

Sahile pet şişeyi martı bırakmadı.

Piknik alanına mangal çöpünü sincap atmadı.

Ama pazartesi sabahı ormana gidiyorsun, manzara sanki insanlık hafta sonu oraya uğramış da bütün medeniyetini bırakıp gitmiş.

Sonra belediye tabela dikiyor

“Lütfen çevremizi temiz tutalım.”

Bak sen şu işe...

Milyarlarca yıllık doğaya geldik, iki yüz yılda tabelayla temizlik öğretmeye başladık.

Hayvanın tabelaya ihtiyacı yok.

Bizim var.

“Çöp atmayınız.”

“Tükürmeyiniz.”

“Çimlere basmayınız.”

“Hayvanlara zarar vermeyiniz.”

“Yüksek sesle müzik dinlemeyiniz.”

Neredeyse yakında tabelaya şunu da yazacağız:

“Lütfen insan gibi davranınız.”

İşte orada biraz durmak lazım.

Çünkü belki de bütün mesele bu cümlede.

İnsan gibi davranmak ne demek?

Eğer insan gibi davranmak; güçsüzü ezmekse...

Yalan söylemekse...

Üç kuruş için dost satmaksa...

Sokağı kirletip belediyeye sövmekse...

Trafikte camı açıp küfretmekse...

Komşunun açığını kollamaksa...

Başkasının mutluluğundan rahatsız olmaksa...

Kendi yapmadığını yapanı küçümsemekse...

Birinin yüzüne gülüp arkasından konuşmaksa...

Kusura bakmayın.

Ben hayvan gibi yaşamayı tercih ederim.

Karınca gibi çalışırım.

Köpek gibi sadık olurum.

Kedi gibi temiz olurum.

Kuş gibi özgür yaşarım.

At gibi vakur dururum.

Fil gibi iyiliği unutmam.

Arı gibi üretirim.

Kurt gibi doğanın kanununa saygı duyarım.

Ama insanın insana yaptığını yapmam.

Belki de yıllardır hakareti yanlış tarafa ediyoruz.

Birisi kötülük yaptığında:

“Hayvan!” diyoruz.

Hayvan dönüp bize baksa muhtemelen:

“Beni karıştırma kardeşim, o sizin mesele.”

diyecek.

O yüzden bundan sonra biri size,

“Hayvan gibi yaşıyorsun!”

derse hemen kızmayın.

Önce bir sorun:

“Hangisi gibi?”

Sadık olan köpek gibi mi?

Temiz olan kedi gibi mi?

Çalışkan karınca gibi mi?

Üreten arı gibi mi?

Yavrusunu canı pahasına koruyan kuş gibi mi?

Karnı doyunca fazlasına göz dikmeyen aslan gibi mi?

Eğer öyleyse...

Eyvallah.

Hayvan gibi yaşayalım.

Belki o zaman sokaklarımız biraz daha temiz, dilimiz biraz daha düzgün, vicdanımız biraz daha rahat olur.

Belki birbirimizin kuyusunu kazmak yerine kendi yuvamızı yaparız.

Belki ihtiyacımız kadar alır, geri kalanını başkasına bırakırız.

Belki sadakati aptallık, merhameti zayıflık, dürüstlüğü enayilik saymayı bırakırız.

Ve belki...

Bir gün gerçekten “insan gibi yaşamayı” öğreniriz.

Ama o güne kadar benim tavsiyem belli

Hayvan gibi yaşa kardeşim.

Yere tükürme.

Çöpünü sokağa atma.

Durduk yere saldırma.

Doyduysan başkasının lokmasına göz dikme.

Sana iyilik yapanı unutma.

Yaşadığın yeri kirletme.

Yuvana sahip çık.

Yavrunu koru.

Kimsenin arkasından konuşma.

Ve en önemlisi...

İnsanların yaptığı her şeyi yapma.

Çünkü bazen insan olmak nüfus cüzdanında yazıyor.

İnsanlık ise davranışta belli oluyor.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.