Gümüşhane Üniversitesinden Yükselen Tarih Bilinci: Harşit Zaferi
81 Düzce Haber Köşe Yazarı Doç. Dr. Fatih Özçelik Gümüşhane Üniversitesinden Yükselen Tarih Bilinci: Harşit Zaferi başlıklı yeni yazısını yayımladı.

Doç.Dr. Fatih Özçelik
-Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti için büyük askerî ve siyasi zorluklarla geçtiği dönemde, Harşit Zaferi bu karanlık yılların önemli direnişlerinden biri olarak tarihteki yerini aldı. 1916-1918 yılları arasında Doğu Karadeniz’de yaşanan bu mücadele, Osmanlı Devleti’nin Kafkas Cephesi’ndeki en önemli direnişlerinden birini oluşturdu. Rus ordusunun Doğu Karadeniz üzerinden ilerleyişini durdurmak amacıyla Harşit Çayı boyunca oluşturulan savunma hattı, Türk askerinin büyük fedakârlıklarla sürdürdüğü bir direnişe sahne oldu. Yalnızca cephede savaşan askerler değil, işgalin, göçün ve yokluğun ağır şartlarını yaşayan bölge halkı da bu mücadelenin bir parçasıydı. Harşit’te verilen bu mücadele, Rus ilerleyişinin durdurulmasıyla önemli bir savunma zaferine dönüştü. Harşit Zaferi, askerî yönünün ötesinde, bir milletin vatanını koruma iradesinin ve yaşadığı bütün zorluklara rağmen gösterdiği direncin önemli örneklerinden biri olarak tarihimizde yerini aldı. Ancak bu büyük zafer, aradan geçen uzun yıllara rağmen toplumumuzun hafızasında hak ettiği ölçüde yer bulamadı.
Harşit Zaferi’nin tarihî önemini ortaya koymak ve bu mücadeleye ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü tarafından 2 Kasım 2026 tarihinde “Doğu Cephesi Direnişi: Harşit Savunması” başlıklı bir panel düzenlendi. Benim de konuşmacı olarak katıldığım panel, Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Gümüşhane Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. İlhan Gök’ün üstlendiği panelde, Gümüşhane Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Recep Çelik ve Giresun Yağlıdere İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Adnan Yazıcı ile Harşit Savunması’nın tarihî önemini ele alma fırsatı bulduk. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın açılış konuşmasını yaptığı programa Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Panelde Birinci Dünya Savaşı’nın siyasi ve askerî gelişmeleri, Osmanlı Devleti’nin Kafkas Cephesi’ndeki mücadelesi, Harşit Savunması’nın tarihî önemi ve bölge halkının gösterdiği fedakârlıklar üzerinde durduk.
Harşit Zaferi’nin ele alındığı bu panele konuşmacı olarak davet edilmem, benim için ayrı bir anlam ve önem taşıyordu. Çünkü Harşit Zaferi’ne olan ilgim ve bu tarihî mücadeleye ilişkin farkındalığım, çocukluk yıllarıma kadar uzanmaktadır. Daha o yıllarda Gümüşhaneli ve Harşitli komşularımızdan, tanıdıklarımızdan ve büyüklerimizden Harşit Zaferi’ne ilişkin pek çok hatıra ve anlatı dinledim. Düzce, farklı bölgelerden gelen insanların bir arada yaşadığı, güçlü komşuluk ve dostluk ilişkilerinin kurulduğu bir şehirdir. Şehrimizde ve köylerimizde hatırı sayılır sayıda Gümüşhaneli ve bugün Giresun’un Doğankent ilçesi sınırları içerisinde kalan Harşit yöresinden hemşehrilerimiz yaşamaktadır. Yıllardır bu insanlarla aynı mahallelerde yaşadık, komşuluk yaptık, dostluklar kurduk ve hayatı paylaştık. Çocukluk yıllarımdan itibaren büyüklerimizden dinlediğim anlatılar, Harşit hattında verilen mücadeleyi erken yaşlarda tanımamı sağladı ve bu tarihî direnişe duyduğum ilginin temelini oluşturdu.

Doğu Cephesi Direnişi: Harşit Savunması Paneli
Harşit Zaferi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Karadeniz’de Rus ilerleyişine karşı kazanılan önemli askerî başarıdır. Taşıdığı tarihî anlam, gösterilen fedakârlıklar ve ortaya konulan mücadele bakımından Doğu Karadeniz’in Çanakkale’si olarak nitelendirilebilecek bu zafer, Türk milletinin vatan savunmasındaki kararlılığının önemli örneklerinden birini oluşturdu. Sarıkamış Harekâtı’nın ardından Kafkas Cephesi’nde ağır kayıplar veren Osmanlı ordusu, bütün imkânsızlıklara rağmen Harşit hattında Rus ilerleyişine karşı direnişini sürdürdü. Bu mücadelede düzenli ordu birliklerinin yanı sıra bölge halkı ve yerel milis kuvvetleri de önemli görevler üstlenerek büyük fedakârlıklar gösterdi. Bu yönüyle Harşit Zaferi, yalnızca askerî bir başarı değil, aynı zamanda asker ve halkın birlikte gerçekleştirdiği büyük bir direnişin sembolü oldu. Elbette Çanakkale’nin ve Harşit’in kendine özgü şartları ve tarihî önemi vardır. Ancak Çanakkale’yi milletçe tanıyıp hatırlarken Harşit Zaferi’nin aynı ölçüde bilindiğini söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Bu nedenle Harşit’te verilen mücadelenin ve gösterilen fedakârlıkların daha geniş kitlelere tanıtılması, tarihî hafızamızda hak ettiği yeri alması ve gelecek nesillere aktarılması büyük önem taşımaktadır.
Harşit Zaferi’nin hak ettiği ölçüde tanınması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda son yıllarda önemli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmaların başında, Gümüşhane Üniversitesinin genç, dinamik ve enerjik Rektörü Sayın Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın gayretleri gelmektedir. Sayın Rektörün Harşit Zaferi’ne yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla gösterdiği çabaları son derece kıymetli buluyorum. Nitekim üniversite bünyesinde oluşturulan Harşit Zaferi Araştırma Grubu, arşivlerden temin edilen yaklaşık dört bin tarihî belge ve yürütülen bilimsel çalışmalar, bu gayretlerin somut örnekleridir. Bu çalışmaların bir parçası olarak Gümüşhane Üniversitesinde “Doğu Cephesi Direnişi: Harşit Savunması” başlıklı bir panel de düzenlendi. Sayın Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın ve kadim dostum, lisans yıllarından sınıf arkadaşım Doç. Dr. İlhan Gök’ün nazik davetleri üzerine ben de bu anlamlı panele konuşmacı olarak katıldım. Çocukluk yıllarımdan itibaren büyüklerimizin anlatılarıyla tanıdığım Harşit Zaferi’ni, bu kez akademik bir ortamda ele almak ve düşüncelerimi paylaşmak benim için ayrıca anlamlıydı.

Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız
Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın öncülüğünde ve güçlü desteğiyle Harşit Zaferi’nin tarihî önemini ortaya koymak amacıyla üniversite bünyesinde Harşit Zaferi Araştırma Grubu oluşturulmuş. Bu kapsamda ilk etapta Devlet Arşivlerinden yaklaşık dört bin tarihî belge temin edilmiş. Elbette bu kadar çok belgenin arşivlerde tespit edilmesi, incelenmesi ve bir araya getirilmesi kolay bir iş değil. Büyük bir emek, sabır ve titiz bir araştırma süreci gerektiriyor. Üstelik çalışmalar yalnızca arşiv belgeleriyle sınırlı kalmamış. Gümüşhane il sınırları içerisinde Harşit Çayı boyunca uzanan tarihî savunma hatlarının, siperlerin ve askerî mevzilerin tespit edilmesine yönelik araştırmalar da başlatılmış. Bunun yanında bölge halkının hafızasında yaşamaya devam eden hatıraların, aile büyüklerinden aktarılan anlatıların ve yerel tanıklıkların sözlü tarih çalışmalarıyla kayıt altına alınması hedeflenmiş. Harşit Zaferi’nin hem yazılı belgeler hem de sahadaki tarihî izler ve insan hikâyeleri üzerinden araştırılması için ortaya konulan bu gayretleri son derece değerli buluyorum.
Harşit Zaferi’nin gün yüzüne çıkarılması için yürütülen bu çalışmalarda Gümüşhane Üniversitesi Tarih Bölümünün değerli öğretim üyelerinin de önemli katkıları bulunuyor. Özellikle kadim dostum Doç. Dr. İlhan Gök’ün Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığında uzun yıllar uzman olarak görev yaptığı dönemde Osmanlı ve Cumhuriyet arşivleri alanında edindiği bilgi, birikim ve tecrübenin, tarihî belgelerin tespiti ve temin edilmesi sürecinde büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Bunun yanında Tarih Bölümü öğretim üyelerinin uyum içerisinde, ortak bir amaç doğrultusunda çalışmaları da ayrıca takdiri hak ediyor. Açıkçası bu birlikteliği ve ortaya koydukları bilimsel üretkenliği diğer üniversitelerin tarih bölümlerine örnek olacak nitelikte buluyorum.

Doğu Cephesi Direnişi: Harşit Savunması Paneli
Nitekim panelin ardından tarafıma hediye edilen, editörlüğünü Doç. Dr. Merve Karaçay Türkal’ın üstlendiği İlk Çağ’dan Günümüze Gümüşhane Tarihi adlı eser de bu ortak emeğin somut ürünlerinden biri. Eserin hazırlanması ve yayımlanması sürecinde Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın yönlendirmeleri, teşvikleri ve açık desteği de ayrıca takdire değer. Gümüşhane’nin tarihini ilk çağlardan günümüze kadar ele alan bu kapsamlı çalışmayı son derece kıymetli buldum. Bir üniversitenin bulunduğu şehrin tarihine, kültürüne ve hafızasına sahip çıkmasının güzel bir örneğiyle karşılaştım. Aslında üniversitelerden ve özellikle tarih bölümlerinden beklenen de budur. Ne yazık ki bazı üniversitelerin tarih bölümlerinin bulundukları şehirlerin tarihine yönelik yeterince çalışma üretmediğini görüyoruz. Oysa bir şehirde tarih bölümü varsa o şehrin geçmişinin araştırılması, arşiv belgelerinin ortaya çıkarılması ve tarihî mirasının gelecek nesillere aktarılması konusunda öncü olması gerekir. Gümüşhane Üniversitesi yönetiminin desteğiyle Tarih Bölümünün ortaya koyduğu bu çalışmaların diğer üniversitelere de örnek olmasını temenni ediyorum.
Panelde yaptığım konuşmada, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde verdiği mücadeleye ve Harşit Zaferi’nin tarihimizdeki yerine değindim. Özellikle Osmanlı Devleti ile Rusya arasında uzun yıllar boyunca devam eden savaşlar üzerinde durdum. İki devlet arasında 1676 yılında başlayan askerî mücadeleler, 1918 yılına kadar uzanan 242 yıllık bir dönemi kapsadı. Bu uzun süreçte Osmanlı Devleti ile Rusya, farklı dönemlerde toplam 57 yıl savaş hâlinde kaldı. Başka bir ifadeyle, yaklaşık iki buçuk asırlık dönemin neredeyse dörtte biri savaşlarla geçti. İşte Harşit Zaferi, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında asırlar boyunca devam eden bu mücadelelerin son önemli safhalarından birini oluşturdu. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde ağır kayıplar veren Osmanlı ordusu, bütün imkânsızlıklara rağmen Gümüşhane ve çevresinde, Harşit Çayı boyunca uzanan savunma hattında Rus ilerleyişini durdurmayı başardı. Bu mücadelede askerlerimizin yanı sıra Gümüşhane halkı ve bölgedeki yerel milis kuvvetleri de önemli roller üstlendi. İşgalin, muhaceretin ve savaşın bütün zorluklarını yaşayan Gümüşhaneliler, büyük fedakârlıklar göstererek bu tarihî direnişin bir parçası oldu. Bu yönüyle Harşit Zaferi, yalnızca Rus ordusu karşısında elde edilen önemli bir savunma başarısı değil, aynı zamanda Gümüşhane ve çevresinde yaşayan insanların hafızasında derin izler bırakan bir halk mücadelesiydi.

Doğu Cephesi Direnişi: Harşit Savunması Paneli
Konuşmamda ayrıca çocukluk yıllarımdan itibaren Gümüşhaneli ve Harşitli büyüklerimizden dinlediğim hatıraların Harşit Zaferi’ne yönelik ilgimin oluşmasında önemli bir yeri olduğunu belirterek sözlü tarih anlatılarının arşiv belgeleriyle desteklenmesinin gerekliliği üzerinde durdum. Gümüşhanelilerin kuşaktan kuşağa aktardığı bu hatıraların, bölgenin tarihî hafızasının korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade ettim. Harşit Zaferi’nin yalnızca Gümüşhane ve çevresindeki insanların hafızasında yaşayan bir tarihî hadise olarak kalmaması, bütün Türkiye tarafından tanınması gerektiğini vurguladım.
Panelde özellikle üzerinde durduğum hususlardan biri de Harşit Zaferi’nin Millî Eğitim Bakanlığının tarih ders kitaplarında müstakil bir konu olarak yer alması gerektiğiydi. Çünkü tarih ders kitapları, yalnızca geçmişte yaşanan olayları öğrencilere aktaran kaynaklar değil, aynı zamanda bir milletin ortak tarih bilincinin ve hafızasının oluşmasında önemli rol oynayan eğitim araçlarıdır. Bugün öğrencilerimiz Çanakkale Savaşlarını, Sarıkamış Harekâtı’nı ve Millî Mücadele’nin önemli cephelerini öğrenirken Harşit hattında verilen mücadeleyi de tanımalıdır. Bu cephede askerlerimizin yanı sıra bölge halkının ve milis kuvvetlerinin gösterdiği fedakârlıklar, yaşanan acılar, göçler ve verilen mücadele genç nesillere anlatılmalıdır. Harşit Zaferi’nin tarih ders kitaplarında yer alması, yalnızca bölgesel bir tarihî olayın tanıtılması anlamına gelmeyecek, aynı zamanda öğrencilerin Birinci Dünya Savaşı’nın Kafkas Cephesi’ndeki gelişmelerini daha bütüncül bir şekilde anlamalarına da katkı sağlayacaktır. Bir tarihçi ve eğitimci olarak Harşit Zaferi’nin hak ettiği yeri öncelikle tarih ders kitaplarında alması gerektiğine inanıyorum. Zira tarihî mirasımızı gelecek nesillere aktarmanın en etkili yollarından biri, onu eğitim sistemimizin bir parçası hâline getirmektir.
Panel vesilesiyle Gümüşhane’de üç gün geçirme fırsatımız oldu. Bu süre içerisinde hem şehri daha yakından tanıdık hem de Gümüşhane insanının samimiyetine ve içtenliğine bir kez daha şahit olduk. Doğal güzellikleri, tarihî ve kültürel zenginlikleriyle Gümüşhane, kendine özgü güzellikleri olan bir şehir. Ancak bir şehri güzel kılan yalnızca doğası, tarihi ve kültürel mirası değildir. O şehirde yaşayan insanların sıcaklığı, misafirperverliği ve gönül zenginliği de en az bunlar kadar önemlidir. Nitekim bir Arap atasözü der ki: “Şerefü'l-mekân bi'l-mekîn.” Yani bir mekânın şerefi, orada yaşayan insanlardan gelir. Gümüşhane’de geçirdiğimiz üç gün boyunca bu sözün anlamını bir kez daha yaşayarak gördük. Güler yüzlü, samimi ve misafirperver Gümüşhane insanı, şehrin güzelliğine ayrı bir değer katıyor.

Başta Gümüşhane Üniversitesi Rektörlüğü olmak üzere bizleri büyük bir nezaket ve içtenlikle ağırlayan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Özellikle Sayın Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın yakın ilgisi ve misafirperverliği, bu ziyaretimizi bizim için daha da anlamlı kıldı. Gümüşhane’de geçirdiğimiz üç gün boyunca güzel dostluklara, samimi sohbetlere ve unutamayacağımız hatıralara yenilerini ekledik. Bir şehre gitmek, oranın tarihini ve güzelliklerini tanımak elbette kıymetlidir. Ancak o şehirden güzel duygularla, dostluklarla ve yeniden gelme arzusuyla ayrılmak çok daha anlamlıdır. Biz de Gümüşhane’den tam olarak bu duygularla ayrıldık. Harşit Zaferi’nin tanınması ve gelecek nesillere aktarılması için gösterilen gayretlerin artarak devam etmesini diliyor, bu güzel şehrin tarihine ve kültürel mirasına sahip çıkan herkesi gönülden kutluyorum. Gümüşhane, insanıyla, tarihiyle ve bizde bıraktığı güzel hatıralarla hafızamızda daima özel bir yere sahip olacak.